4 Mayıs 2014 Pazar

LEPRA (CÜZZAM)



Etken

  Lepra; yüzeyel sinirleri, deriyi, üst solunum yolu mukozasını, gözü, kemik ve testisleri tutabilen, Mycobacterium leprae isimli bir basil tarafından oluşturulan bulaşıcı bir hastalıktır. Kişilerin bakteriye olan direncine göre hafif ya da ilerleyici, lokalize veya geniş yayılımlı olabilir. Her yaşta ve her ırkta görülebilir. Sosyoekonomik seviyesi düşük toplumlarda sıktır.


Epidemiyoloji

  Lepranın bulaşması hasta şahsın bulaştırıcılığına, temasın yakınlığına, sıklık ve süresine bağlıdır. En önemli sorun, hastalık sinsi ve yavaş geliştiğinden basilin ne zaman alındığının belirlenememesidir. Bakteri hastanın burun mukozasında boldur ve dış ortamda 7 güne kadar yaşayabilir. Dolayısıyla solunum yoluyla, ülserli deri bölgesine temasla, terle, sinek ve böceklerin taşımasıyla nakledilebilir.


Klinik

  Başlangıcı sinsi olan hastalıkta, ortalama 2-4 yıllık inkübasyondan sonra başlangıç lezyonu ortaya çıkar:Kalçalar, yüz, kol ve bacakların dış yüzü gibi soğuk deri bölgelerinde bir ya da birkaç adet, birkaç cm çaplı, sınırları belirgin olmayan, renksiz, hafif kızarık, deri seviyesinde lekeler vardır. Kesin tanı için patolojik inceleme gerekir. Çoğu hastada bu lezyon iyileşse de bir kısmı ileri klinik tiplere gider.

  Lezyonlar artabilir, his kusuru gelişip kızarıklık veya pigmentasyon kaybı gelişebilir. Bu evrede tedavi ile tamamen iyileşebilir ve sakatlık bırakmaz.

  Tedavi edilmez ve hastalık ilerlerse saçlı deri, el içi, ayak tabanı, yüz, burun, veya vücudun herhangi bir bölgesini etkileyen lezyonlar büyüyerek kılları döker, terlemeyi engeller, deride kepeklenerek dökülmelere neden olur. Periferik sinir hasarı gelişir, buna bağlı his kusurları olur.

  Deformite denilen kalıcı şekil bozuklukları oluşur. Yüzde oluşan nodül şeklinde lezyonlar (leprom) yayılarak aslan yüzü denilen özel bir şekil oluşturur (facies leonina). Burun kanaması, burun tıkanıklığı, burun kıkırdağında erime (yonca burun) damak delinmesi, ses bozukluğu meydana gelebilir. Diş dökülmesi, yanaklarda düzleşme, göz tutulumuna bağlı körlük olabilir. Kemikte oluşan lezyonlar en sık el ve ayaklardaki küçük kemikleri tutar; pençeleşme, parmak kaybı ve şekil bozuklukları meydana gelir. Erkekte sakal-bıyık kaybı, testis tutulumuna bağlı ağrı ve kısırlık görülebilir, böbrek tutulumu olabilir.


Tanı
  Hastalık nedeni olan basil 1873 yılında Gerhard Armauer Hansen tarafından tanımlanmıştır. Hansen basili bazı özellikleri bakımından verem hastalığının nedeni olan Koch basiline benzemektedir. Doğada sadece insan vücudunda bulunabilen Hansen basilinin yapay ortamlarda kültürlenebilmesi mümkün olamamıştır. Basil, insan dışında yalnızca Güney Amerika'da yaşayan Armadillove bazı fare türlerinde hastalığa yol açabilmektedir. Hastalık etkeni bakteri vücuda girdikten sonra belirtilerin ortaya çıkması, bağışıklık sisteminin direncine göre 2 ile 20 yıl arası zaman alabilmektedir.
  Cüzzamın bulaşma kaynağı sadece insandır. Basil hasta vücudundan dışarıya çeşitli yara salgıları ve özellikle burun salgısı ile çıkar ve etrafa yayılır. İnsanlar arasındaki bulaşmanın nasıl olduğu kesin olarak bilinmemekle beraber bunun daha çok sıkı temasla olduğu ve bu temasın uzun süre devamının gerekli bulunduğu düşünülmektedir. Çocuklara anne sütü ile geçebilmektedir. Hastalığa duyarlılık 3-5 yaşlarında daha fazladır.
  Hastalığın tanısı yalnızca mikroskobik incelemelere dayanır. Çünkü kültür besiyerlerinde üreyememektedir. Mikroskobikinceleme için burun mukozası kazınarak alınan madde Ehrlich Ziehl Neelsen yöntemi ile boyanarak incelenir. Küme ve demethalinde toplu kısmen serbest ya da hücre içinde olan basiller görülür. Ayrıca deri lezyonlarından biyopsi ile parça alınarak boyanarak incelenebilir. Alınan bu örneklerin bir kısmının üzerine; bir damla DOPA karıştırılır ve bakteriler Mycobacterium leprae ise siyahlaşma olur. Tanı için diğer bir işlem Histamin testidir. Sağlam ve hasta deriye iğne ile çizgi çizilerek histamin eriği damlatıldığı zaman sağlam deri reaksiyon verirken cüzzamlı deri tepki veremez.

Cüzzam Türleri
   Cüzzam hastalığı, vücudun direncine bağlı olarak birbirinden ayrılan iki ana tip ve iki ara tip olarak sınıflandırılır. Ana tiplerLepramatöz ve Tüberküloit tip, ara tipler ise Borderlein ve İndetermine tip cüzzamlardır.
Lepramatöz Cüzzam
Cüzzamın en kötü tipidir. Vücut direnci tamamen hasarlıdır. Hastalık etkeni basiller çok sayıda ve etkindirler. Küçük, çok sayıda ve gövdede simetrik olarak yayılmış, sınırları keskin olmayan, parlak bakır kırmızısı renginde lekeler sözkonusudur. Bu lekelerin olduğu deri bölgeleri zamanla duyu kayıplarına uğrarlar. Yüz, ense, memebaşı ve üreme organlarında yerleşen, leprom adı verilen sert açık kahverengi lekeler belirir. Yüzde, yerleştiklerinde arslan yüzü denilen yüz görünümünü ortaya çıkarırlar. Lepromlar ayrıca semer burun denilen burun çöküntüsüne, damak delinmesine, göz kapaklarının düşmesine, ses kısıklığına, parmakların kendiliğinden kopmasına da yol açarlar. Lepromlar iyileşecek olurlarsa mutlaka yerlerinde iz bırakırlar.
Bu tip cüzzamda sinirler görece daha az etkilenirler. Fakat iç organlardaki rahatsızlıklar daha sık görülür. Karaciğer tahrip olabilir, erbezleri etkilenerek kısırlık ortaya çıkabilir, kemikler etkilenerek derin kemik tahribatları gelişebilir, göz etkilenerek körlük ortaya çıkabilir.
Tüberkülotit Cüzzam
Bu tür cüzzam çoğunlukla çevresel sinir sistemini etkiler. Yüz felci meydana gelebilir. El kaslarına gelen bazı sinirlerin felci sonucu pençe el görünümü ortaya çıkar. Duyu sinirlerinin felci sonucu ısı temas ve ağrı hislerinin ortadan kalkması sözkonusudur. Terbezleri de çalışamadığından deride kuruluk giderek artar ve deri dökülmeye başlar. Bu sinirlerle ilgili belirtilerden başka deride dağınık olarak birkaç tane küçük leke bulunabilir.
Borderline Tip Cüzzam
Lepramatöz ve Tüberküloit tipler arasında bir tiptir. Gelişim olarak iki tipten birisine daha yakın olur. Hangi tipe doğru gidiyorsa o tipin özellikleri daha belirgin olmaktadır.
İndetermine Tip Cüzzam
Genellikle bir tek leke şeklinde kendisini gösterir. His bozukluğu da gösteren bu leke etrafa doğru yayılabilir veya ortası iyileşebilir

Korunma ve Tedavi
  Günümüzde cüzzam korkulacak bir hastalık olmaktan çıkmıştır. Tanı koyulduğunda tedavisi kesin olarak yapılabilmektedir. Birçok hastalıkta olduğu gibi erken tanı önemlidir. Erken tanı yapıldığı durumlarda hiçbir kalıcı sakatlık oluşmadan tedavi mümkündür.
  Tedavi bakterinin duyarlı olduğu antibiyotikler ile yapılır. Dapsone, sulfonlar, rifampisin ve ethionamid gibi ilaçlar kullanılabilir.
  Hastalık yetişkinlere bulaşmaz. Ancak hastalara yakın çevredeki çocukların hastalıktan korunması düşünülebilir. Bunun için BCG aşılamaları ve 2 yaşından küçüklere haftada 5 mg ve 2 yaştan büyüklere de haftada 10 mg Dapsone adlı ilaç verilebilir. Çocukların hastalık olan çevreden uzaklaştırılmaları en uygun tedbirdir.
  Cüzzam, ihbarı zorunlu bir hastalık olup , tedavi devlet eliyle ve ücret alınmadan yapılmaktadır. Cüzzamın tıbbi tedavisi kadar cerrahi tedavisi, fizik ve psikiyatrik tedavisi de çok önemlidir.
  Türkiye’de 2002 yılı rakamlarına göre 2500 lepralı hasta bulunmaktadır. Hastalığa Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da daha sık rastlanmaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder