6 Mayıs 2014 Salı

AİDS



AIDS 

  HIV, Human Immune Deficiency Virus, (vücut bağışıklık sistemi virüsü), insan vücudunun hastalıklara karşı direncini sağlayan bağışıklık sistemini etkisiz hale getirdiği için virüse bu isim verilmiştir. Vücut bağışıklık sisteminin etkisiz hale gelmesi, virüsten etkilenmeden önce kolayca başedebildiği diğer hastalık mikroplarıyla artık çarpışamayacak duruma gelmesi demektir. 

Etken ve Bulaşma Yolları 

  Hastalığın etkeni, human immüno-deficiency virüs tip I (HIV-1)‟dir. RNA grubu virüslerindendir. 600C‟deki ısıya 30 dakika, %70‟lik alkole, hipoklorüre, antimikrobiklere duyarlı; ultraviyoleye dirençlidir.  

  Yapılan çalışmalar sonucu başka bir AIDS etkeni HIV-2 virüsü de tanımlanmıştır. AIDS bebeğe plasenta ve sütle anneden bulaşır. Kuluçka süresi 3 ay ile 3 yıl arasında değişebilmektedir. 

 Epidemiyoloji
  Bilinen ilk AIDS vakaları 1981'de ABD'nin New York ve Kaliforniya eyaletlerinde rapor edildi. AIDS teşhisi konulan ilk şahısların çoğu hastalığı cinsel yolla kapan eşcinsel erkekler ve şırıngaları ortak kullanan damardan alınan uyuşturucu bağımlılarıydı. 1983 yılında Amerikalı ve Fransız araştırmacılar hastalığın nedeninin HIV olduğunu buldular ve 1985'e gelindiğinde bu virüsü tespit eden serolojik kan testleri geliştirildi.
  AIDS muhtemelen Afrika'da ortaya çıktı ve 1980'lerde başta Afrika olmak üzere AIDS vakalarında salgın düzeyinde artış görüldü. Bu hızlı artışta, Afrika'da şehirleşmenin çoğalması, uzun yolculukların ve uluslararası seyahatlerin artması, seks alışkanlıklarının değişmesi, damardan uyuşturucu kullanımının artması önemli rol oynadı. Birleşmiş Milletler'in 2004 raporuna göre dünyada 38 milyon kişi HIV taşıyor, her yıl 5 milyon kişi virüsü kapıyor ve 3 milyon kişi AIDS'ten ölüyordu.1981-2008 yılları arasında, 20 milyon kişi AIDS nedeniyle hayatını kaybetti.
  Tüm dünyadaki HIV pozitif vakalarının %70'i Sahra altı Afrika'dadır. Afrika'daki bazı ülkelerde nüfusun %10'undan fazlası HIV taşımaktadır. Bu oranlar dünyanın diğer bölgelerinde bu kadar aşırı olmasa da Doğu Avrupa, Hindistan, Güney Asya veGüneydoğu Asya, Latin Amerika ve Karayipler'de hızlı bir artış görülmektedir. Oranlar Batı Avrupa ve ABD'de de artmaktadır. ABD'de yaklaşık 1 milyon kişi HIV taşımaktadır ve virüsü yeni kapan vakaların yarısı siyahi Amerikalılardır. Asya ülkelerinde en keskin artış Çin, Endonezya ve Vietnam'da görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre HIV retroviral tedavisine gereksinim duyan insanların 10 da 9'u tedavi görememektedir.


 Bulaşma yolları; 
  -Kan ve kan ürünleri, 
  -Cinsel temas, 
  -Anneden fetüse geçiş şeklinde olup jilet, tırnak makası, diş fırçası, kanla 
temas, berber ve kuaför aletleri ile de bulaşma tehlikesi vardır. 



Hangi Durumlarda HIV Bulaşmaz?

  HIV günlük yaşamda,aynı odada bulunma,aynı okulda okuma,aynı havayı soluma ile bulaşmaz.HIV sağlam deriden geçemez. 


-Tükürük,gözyaşı,ter,aksırık,öksürük,idrar,dışkı 
-El sıkma,deriye dokunmak,okşama,kucaklama,yanaktan ve elden öpme 
-Yiyecekler,içecekler,çatal,kaşık,bardak,tabak,telefon 
-Tuvalet,duş,musluk,yüzme havuzu,deniz,sauna,hamam 
-Sivrisinek ve diğer böceklerin sokması,kedi,köpek ve diğer hayvanlarla yaşamak HIV’in bulaşmasına neden olmazlar. 


AIDS İçin Risk Grupları 
  
  -Homoseksüeller (en çok) 
  -Damardan ilaç kullananlar (uyuşturucu alanlar) 
  -Hemofili hastaları 
  -Hayat kadınları 
  -AIDS‟li ile cinsel temasta bulunanlar 
  -Biseksüeller 
  -Heteroseksüeller 

Patogenez ve Klinik Belirtiler 

  AIDS klinik tablosu ağır seyreder. Genellikle ölümle sonuçlanmaktadır. HIV-1 virüsü, vücuttaki T4 lenfositlerine zarar vermekte ve bağışıklık sistemi yetmezliğini oluşturmaktadır. Fırsatçı enfeksiyonlar hastayı ölüme götürür. 

  -Klinik belirtiler: Lenf bezleri şiş, sert, ağrılı olup şişlik 3 aydan fazla devam 
eder. Ateş, gece terlemesi, kuru ve devamlı öksürük, kolay doku yaralanmaları, sebepsiz kanamalar, sürekli ve ileri derecede yorgunluk, devamlı sulu ishal, kilo kaybı (kısa sürede), boğaz ve dilde beyaz tabaka, yürüme hâlinde denge bozukluğu, karamsarlık, görme ve işitme bozukluğu, hafıza kaybı, uçuklar (herpes), ağız, burun, deri ve anüs mukozasında renksiz ya da morumsu nodüller, şişlikler, plaklar ve kırmızı renkli döküntülerdir. 



Belirtiler

  Vücut direnci zayıflayan hastada normalde zararsız olan , hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız, yemek borusu ve deride tekrarlayan inatçı uçuk, pamukçuk,yara ve lekeler nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük, cinsel organlarda uzun süre iyileşmeyen yaralar, tüberküloz, akciğer hastalıkları, zona gibi belirtiler ortaya çıkar. Kişide bu belirtilerin ancak birkaç tanesinin bir arada bulunması durumunda AIDS düşünülmelidir. Kesin tanı için anti-HIV testi yapılır. Kaposi sarkomu , bazı lenfomalar , beyin, akciğer ve göz iltihapları da HIV enfeksiyonunu düşündüren önemli belirtilerdendir. 



Klinik Tanı ve Laboratuvar Bulguları 

  AIDS‟in erken teşhisi ile sağlam kişilere bulaşmanın önlenmesi önemlidir. AIDS şüphesi altındaki kişide deri ve kan testleri ile virüs, mantar, bakteri ve paraziter enfeksiyonlar yönünden araştırma yapılmalıdır. 

  Kanda HIV antikoru, ELİSA yöntemi ile serolojik olarak araştırılır. Yapılan test iki defa pozitif çıkarsa Western-blot testi ile tekrar yapılmalıdır. İFA, RIPA endirekt aglütinasyon antikor arama yöntemleri de kullanılmaktadır.

Tedavi

  HIV vücutta çeşitli hücrelere girerek çoğalır ve vücuda yerleşir. HIV infeksiyonlu kişi yaşamının sonuna dek ‘’virüs taşıyıcısı’’ olarak kalır ve HIV taşıyan kişiye HIV pozitif denir. HIV’ karşı, vücutta 2-3 ay içinde antikorlar oluşur. Bu antikorlar kan serumunda anti-HIV testi (ELİSA) yapılarak saptanır. Antikor oluşmadan yapılacak testin bir değeri yoktur. 

Çabuk tanı için bazı test kitleri hazırlanmıştır. Bu testler 10 dakika kadar kısa bir sürede sonuç verebilmektedir. Ancak pozitif sonuçların mutlaka test yapılan bir merkezde doğrulanması gerekir .Çabuk tanı testi yaptıracak olanlar testten önce ve testten sonra mutlaka danışmanlık hizmeti almalıdır. Danışmanlık hizmeti almadan testin yapılması yanlıştır. Danışmanlık hizmeti ilgili kuruluşlarda verilmektedir. 

Test yaptırmak isteyen bilgi almalı ve kendi iradesi ile test yaptırmaya karar vermelidir. 

Testin sonucunun pozitif olduğuna karar verilirse bu kişiye ‘ seropozitif’ denir. Test sonucu 

Pozitif olan kişilere AIDS için doğrulama testi de mutlaka yapılmalıdır. Seropozitif kişi aynı Zamanda ‘HIV pozitif’ tir. HIV pozitif kişi hastalık belirtileri 3-12 yıl sonra ortaya çıkıncaya kadar sağlıklı görünür, gerekli önlemleri almazsa hastalığı başkalarına bulaştırabilir. 


AIDS Testi


  HIV vücuda girdiğinden itibaren, vücutta bununla savaşmak için özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptanmasına Anti-HIV testi denir.
  Anti-HIV antikorların ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süreye (pencere dönemi) ihtiyaç vardır. Bu nedenle test, bulaşma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır.
Anti-HIV testinin pozitif olması kanda HIV virüsünün olduğunu gösterir. Ancak anti-HIV testinin yalancı pozitif çıkma ihtimali de vardır. Bu nedenle, kişinin   HIV pozitif (Seropozitif) olduğunu söyleyebilmesi için, Westernblood testi denen doğrulama testinin de yapılıp sonucunun pozitif olması gerekmektedir.
Anti-HIV testi, üniversite hastanelerinin mikrobiyoloji laboratuarlarında, sigorta ve devlet hastanelerinin laboratuarlarında ve özel laboratuarlarda yaptırabilir.

HIV negatif (-)


  Kanda antikor bulunmaması yani taşımama durumudur.

HIV pozitif (+) 

  HIV pozitif, kanda antikor bulunması yani HIV taşınması durumudur. HIV taşıyıp, taşımadığınızı anlamanın tek yolu test yaptırmaktır. Riskli cinsel ilişkinin üstünden 3 ay geçtikten sonra test yaptırılarak sonuç öğrenilebilir.
İlk olarak eliza testi yaptırmalı sonuç (+) pozitifse tekrarlanmalı ikinci sonuçta (+) ise, (WB) doğrulama testi yaptırılmalıdır.
“Tüm devlet ve üniversite, özel hastanelerde bu testler izin verme zorunluluğu olmadan yaptırılabilir.”
Sonuç (-) ise negatif olarak kalabilmek ve korumak çok önemlidir.

Sonuç (+) ise emin olmak için 2. eliza testini ve doğrulama testini yapın.

Komplikasyonları 

  AIDS‟te hasta ölümleri çok görülür. Ölüm oranının yüksek olması ve tedavi 
yöntemlerinin olmaması, korunmanın önemini artırmaktadır. 

HIV Dezenfeksiyonu


  HIV hava ile temasa geldiğinde canlılığını kaybeder. 56 °C' nin üzerinde hemen ölür. Klor ve alkol içeren bütün dezenfeksiyonlar HIV'e karşı etkilidirler. Örneğin; Çamaşır suları, Klor içeren temizlik maddeleri. Bunlar düşük dozlarda bile etkilidirler. Deri su ve sabunla iyice yıkanmalıdır. Yıkandıktan sonra deriyi alkol ile temizlemek daha da uygun olur. Yaralanmalarda yıkanmanın ardından tentürdiyot veya betadin gibi bir antiseptik kullanılmalıdır.
  AIDS'in tedavisinde olumlu ve önemli gelişmeler vardır. Düzenli ve devamlı ilaç tedavisi ile kaliteli ve uzun bir yaşam sağlanabilmektedir. Ancak ilaçlar oldukça pahalıdır. İlaç kullanımı ile HIV infeksiyonunun seyri frenlenebilmekte, AIDS'in ilerleyici süreci ötelenebilmektedir. Böylece bu infeksiyonla yaşamak durumunda olanların yaşam kaliteleri iyileştirilebilmekte ve hayatta kalış süreleri uzatılabilmektedir. Bu çabaların ve gelişmelerin sonucu HIV infeksiyonu kronik bir hastalık haline getirilebilmiştir.
  AIDS günümüzde daha çok 2. ve 3. Dünya ülkelerinin sorunu durumundadır. Kullanılan ilaçların yan etkilerinin bulunması da önemli bir konudur.
  Tüm gelişmelere karşın AIDS'in ölümcül bir hastalık olma özelliğini sürdürdüğü hala tam etkili ilaçları ve aşıları bulunmadığı, bedensel, ruhsal, psikososyal ve ekonomik açıdan kişiye büyük yükler getirdiği bilinmelidir. Dünya Sağlık Örgütü'nün araştırma ve istatistiklerine göre 1995' den beri uygulanan antiviral tedavi ile 2,5 milyon muhtemel ölümün önüne geçildiği belirtilmektedir.
Korunma 

  Virüsün cinsel yolla, kan yolu ile ve anneden bebeğe geçişi önleme esasına 
dayanmaktadır. 

  -Cinsel yolla bulaşa karşı korunma: En sık bulaş cinsel temasla olduğu için bu yolla korunma büyük önem taşımaktadır. Tek eşli yaşayarak kesin olarak HIV enfeksiyonunun bulaşı önlenebilmektedir. Cinsel temas sırasında prezervatif (kondom, kılıf, kaput) kullanılmasının koruyuculuğu, kondomun lateks olması, doğru ve devamlı kullanılması, yırtık veya delik olmaması kaydıyla ispatlanmıştır. 
  -Kan ve kan ürünleri ile bulaşa karşı korunma: 1987 yılından beri de 
ülkemizde kan ve kan ürünleri HIV yönünden test edilmektedir. Damar içi 
madde kullanımı alışkanlığının önlenmesi, tedavi edilmesi, ortak enjektör 
kullanımı risklerinin anlatılması bu grup hastalarda HIV bulaş riskini 
azaltmaktadır. Kan bulaşma ihtimali olan diğer malzemelerin ortak 
kullanımından da kaçınılmalı. 
  -Anneden bebeğe geçiş için korunma: Kadın HIV pozitif ise doğum kontrol 
yöntemleri öğretilmeye çalışılmaktadır. Anne sütü ile virüsün geçişi 
gösterildiğinden annenin bebeği emzirmemesi önerilmektedir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder